-Sanrılar.-
Bir kaç sabit sessiz ve/veya üzücü güneş pırıltısı.
Bugün dışarı çıkarken kendimi bir kasaya iyice kitleyip öyle çıktım. Çevremde olan bitenleri duyumsamamak istedim. "Neden" diye sordum kasanın içinden. "Beni neden buraya kilitledin?". Sonra sadece "soru sorma" dedim dışarıdan. Çıktım.
Bir yandan kasanın içerisinde ağlarken, diğer yandan bensiz olmanın verdiği heyecan ve/veya mutlulukla en çok gitmek istediğim yerlere gittim.
-Sanrılar.-
İşte bunun adını "Bensiz güzel bir gün" koydum. Herkesin yaşadığı, ama benim hiç yaşamadığım. Bulutlar, çiçekler, sessizlikler. Ve bazı sesler. Herşeye benim daha önce hiç bakmadığım bir gözle baktım. Ve hiç duymadığım sesleri duydum. Ve hiç hissetmediğim duyguları hissettim. Doymadım.
Geri döndüm sonra kasanın başına kilidi açtım.
Çok ağlamışım. Üzülmüşüm, acı çekmişim.
Bir yandan "bensiz güzel bir gün" geçirirken, diğer yandan bir kaç sabit, sessiz ve/veya üzücü güneş pırıltısı haricinde birşey görmeden saatlerce üzülmüşüm. Kasadan çıkarken kendime baktım. Hiç acımamıştım kendime, kendimi bu kasaya kilitlerken. Ne kadar mutluydum ve/veya ne kadar üzgün. Karşılıklı bakıştım kendimle, ve aynı anda birkaç cümle kurdum. Belli ki, ben, ne beni duydum, ne de, ben beni. Bazı sesler kulağımızdan geçmez.
Yazının Devamı>>>>