Akıl kaybı
Çok zor olduğunda anlam vermek düşünmemeye, en zararlı şeydir bir kara delikten -> en içerilere süzülmek -> beyin kıvrımlarında, ve alıgının o muhteşem sınırsızlığını da zorlamak vardır, tüm o karmaşık düşüncelerinin arasında.
Ne var ki beyin de bir cihazdır.
Sınırları vardır. Çözümsüzlükleri kısaca; "çözümsüzdür" diye çözümler. Ama ya benim tüm bu fark ettiklerimi "sınırları aşmak" diye nitelendirdiğinde ve "üzeri tahayyül sınırlarımız dışında bırakılmak istenircesine örtülenleri kurcalamamı engelleme çabasına" düşer ise?
Bu nokta aklın kaybıdır.
İşte ben o sınırların ötesini görme çabası içinde, tüm bu anlamsızlıklar içinde ipucu bulma amacında bir dedektifim.
Ya ben de kafayı yedim, yada gerçekten doğru iz üzerindeyim.
Bu noktada keşiflerimi paylaşmayacağım kimseyle, ama "ben biliyorum işte" diyerek hava da atmayacağım. Delirmedim, bakma bana öyle.
Sadece "şu kısa hayattan nasıl daha fazla zevk alırım" diye küçük deneyler yapıyorum.
Tüm bu deneyimler bana güzel şeyler öğretti. Onları deneyimliyorum. Sizler üzerinde de deniyorum.
Belki bu yazıyı buraya kadar okumadınız bile, "deli bu" dediniz.
Akıl kaybı...
İşte ben bu noktada kaybettim gerçekliğinizi. Şimdi benimsiniz ve bana ne ki sizden.
